Ahmet Hakan: Ayasofya’nın ibadete açılışını Atatürk’e dil uzatmadan ifade etmek mümkün değil mi? « BarkoTürk

8 Aralık 2021 - 21:25

Ahmet Hakan: Ayasofya’nın ibadete açılışını Atatürk’e dil uzatmadan ifade etmek mümkün değil mi?

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, Ayasofya’nın müzeye çevrildiği döneme işaret ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa …

Ahmet Hakan: Ayasofya’nın ibadete açılışını Atatürk’e dil uzatmadan ifade etmek mümkün değil mi?
Son Güncelleme :

31 Mayıs 2021 - 6:20

161 views

Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, Ayasofya’nın müzeye çevrildiği döneme işaret ederek Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu lideri Mustafa Kemal Atatürk’e atfen “zalim ve kafir” diyen imam Mustafa Demirkıran’a tepki gösterdi. 

Hakan, yazısında, “Önce bir şey soracağım: Ayasofya’nın ibadete açılışını… Atatürk’e gönderme yapmadan… Atatürk’e hakaret etmeden… Atatürk’e dil uzatmadan… İfade etmek mümkün değil mi?” diye sordu. 

Hakan, şöyle devam etti:

“Hiçbir şeyi dikkate almıyorsanız, bari… Hem Atatürk’e derin bir saygı duyan… Hem de Ayasofya’nın ibadete açılışından memnun olan… İnsanlarımızı dikkate alın. Onları incitmeyin. Hep söyledim, yine söylüyorum: Hem Atatürk’e derin bir minnet duymak hem de Ayasofya’nın ibadete açılmasından memnun olmak mümkündür. Bu iki anlayışı birbirine düşürmeye çalışmak, ancak fitnecilerin ve bozguncuların yapacağı bir iştir.

Ne yapmış Atatürk? Silah arkadaşlarıyla birlikte düşmana karşı soylu bir direniş gerçekleştirmiş. Bugün ezanlar okunuyorsa… Camilerimiz açıksa… İbadetlerimizi yapıyorsak… Bunda Atatürk’ün verdiği kurtuluş mücadelesinin hiç mi payı yoktur?

Ayasofya’da dua ederken Atatürk’e gönderme yapan o hocaya şu iki soruyu sormak lazım:

Bir: Atatürk’ün önderlik ettiği o şanlı mücadele hakkında ne düşünüyor acaba? İki: O şanlı mücadelenin camilere etkisi hakkında ne düşünüyor acaba? Atatürk, camilerde lanet okunacak bir şahsiyet değildir. Hayırla yâd edilecek bir şahsiyettir. Hayırla yâd etmesini bilmeyenlerin yapması gereken ise şudur: Susmak. Çünkü “Ya hayır konuş ya da sus” der bizim öğreti.”