Davutoğlu, “Yanılmışım” dedi, başbakanlığı bıraktığı konuşmayı işaret etti: AK Parti’nin çöküşü yolsuzluk, şatafat sebebiyledir; insani bir özün onlarda var olduğunu sandım « BarkoTürk

5 Aralık 2021 - 05:52

Davutoğlu, “Yanılmışım” dedi, başbakanlığı bıraktığı konuşmayı işaret etti: AK Parti’nin çöküşü yolsuzluk, şatafat sebebiyledir; insani bir özün onlarda var olduğunu sandım

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı bırakırken yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak “Yanılmışım” başlıklı bir video …

Davutoğlu, “Yanılmışım” dedi, başbakanlığı bıraktığı konuşmayı işaret etti: AK Parti’nin çöküşü yolsuzluk, şatafat sebebiyledir; insani bir özün onlarda var olduğunu sandım
Son Güncelleme :

19 Nisan 2021 - 21:08

70 views

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, başbakanlığı bırakırken yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak “Yanılmışım” başlıklı bir video yayımladı. Davutoğlu, o dönemdeki konuşması ve yeni açıklamalarını birleştirdiği videoda “Hâlâ insani bir özün onlarda var olduğunu zannettim, bir takım değerlerin yaşadığını zannettim, bir gün gelir bu değerlerle bu doğru yolur bulurlar diye düşünmüştüm, yanılmışım!” derken, “AK Parti’nin çöküşü yolsuzluklar sebebiyledir, şatafat sebebiyledir, AK Parti’yi bölen biz değiliz, AK Parti’yi bitiren iç çürümedir” ifadesini kullandı.

Twitter hesabından konuya ilişkin bir video paylaşan Davutoğlu, başbakanlığı bırakmasına sebep olan ‘Pelikan dosyası’na ilişkin “Ben yurt dışında görevdeyken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatı ve Sayın demeyeyim, Berat Albayrak’ın doğrudan koordinasyonuyla bana karşı bir MKYK darbesi yapıldı” derken, Erdoğan’a yönelik de “Sayın Erdoğan öyle bir yerde ki, ne Hz. Ömer gibi ne hak hukuk sorabileceksin, ne senin düşüncen dışında bir düşünce söylemek, haşa… Kimin haddine. Nereden geliyor bu ayrıcalık Allah aşkına?” açıklamasında bulundu.

Davutoğlu, Hadi Özışık’ın YouTube kanalında yaptığı ve videoda da paylaştığı açıklamasında şunları söyledi:

“29 Nisan Cuma günü yaşandı bu, bu konuşmayı başkası yazmadı, Miraç gecesiydi o gece, yüreğimden yaşlar dökülerek ben yazdım. Ben bu makamları, mevkileri elimin tersiyle iterim dedim ve ittim. Ben devam edip kavga etseydim ederdim. Şu an kavga etmek o günden daha zor, bugün ediyorsam o gün de ederdim. Ama o parti bölünür, Türkiye krize girerdi.

Ben yurt dışında görevdeyken, Sayın Cumhurbaşkanı’nın talimatı ve Sayın demeyeyim, Berat Albayrak’ın doğrudan koordinasyonuyla bana karşı bir MKYK darbesi yapıldı. 

Açık söyleyeyim, daha sonra böylesine barbarca, bütün hakları hukukları yerle bir edeceklerini, ben hukuklarına riayet ederken onların hiçbir hukuk tanımadan beni dolandırıcı diye itham edeceklerini bilseydim, böylesine şatafata, böylesine kibre, böylesine tepeden bir anlayışa geleceklerini bilseydim, o ifadeleri kullanmazdım.

Hâlâ insani bir özün onlarda var olduğunu zannettim, bir takım değerlerin yaşadığını zannettim, bir gün gelir bu değerlerle bu doğru yolur bulurlar diye düşünmüştüm, yanılmışım!

Bu pelikan denen alçak dosya çıkarttı. Bu dosya ifadesi onadır. O dosyada yine o gün bana karşı harekete geçenlerin koordinasyonuyla çıkartıldı. Bunun da doğrudan MKYK ile koordineli yapıldığını biliyoruz.

Davutoğlu’ndan ne zarar gördü, ne yaptı, ne hata etti? Pelikan dosyası diye alçakça bir dosyayı çıkardılar ama öyle bir ah aldılar ki, hiçbiri iflah olmadı.

Hiçbir hukuka riayet etmediler. AK Parti’nin çöküşü yolsuzluklar sebebiyledir, şatafat sebebiyledir, AK Parti’yi bölen biz değiliz, AK Parti’yi bitiren iç çürümedir. 1 Kasım’da devrettiğimiz o mutlak AK Parti iktidarını, önce Bahçeli’yle ortaklaşa yaptı, sonra Bahçeli’yle birlikte koruyamayacak hale getirdi. Nasıl kaybetti İstanbul’u? Ankara’yı biz mi kaybettik?

Sayın Erdoğan öyle bir yerde ki, ne Hz. Ömer gibi ne hak hukuk sorabileceksin, ne senin düşüncen dışında bir düşünce söylemek, haşa… Kimin haddine. Nereden geliyor bu ayrıcalık Allah aşkına?

Ben hiçbir şeye ihanet etmedim, onlar AK Parti’yi AK Parti yapan bütün ilkelere ihanet ettiler. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetiyorsa ve yanlış yönetiyorsa, 3-5 sermayedarı zengin edip milyonlarca kitleyi fakirleştirip, açlık sınırına getiriyorsa da kusura bakmasın hiç kimse benim susmamı bekleyemez, Allah önünde hesap sorulacak bize.

Herkesin gerçeği fark etme zamanı vardır. Biz sabırla o gerçeğin fark edilmesini bekleriz ama hakikat mutlaka su yüzüne çıkar.”