Demokrasi İçin Birlik: Ortada patates soğanla, muhalefete tehditler yağdırmakla örtülecek bir manzara yok « BarkoTürk

23 Ekim 2021 - 20:55

Demokrasi İçin Birlik: Ortada patates soğanla, muhalefete tehditler yağdırmakla örtülecek bir manzara yok

Demokrasi İçin Birlik, “Açlığın, yoksulluğun, salgından verdiğimiz her canın sorumlusu, ülkenin kaynaklarını sermayeye aktaran, salgını şeffaf ve …

Demokrasi İçin Birlik: Ortada patates soğanla, muhalefete tehditler yağdırmakla örtülecek bir manzara yok
Son Güncelleme :

19 Nisan 2021 - 12:28

40 views

Demokrasi İçin Birlik, “Açlığın, yoksulluğun, salgından verdiğimiz her canın sorumlusu, ülkenin kaynaklarını sermayeye aktaran, salgını şeffaf ve bilimsel yönetmeyen iktidarın politikaları. Bu gidişe dur demek mümkün. Demokratik bir ülke ve yaşam için sesimizi ve gücümüzü birleştirelim.” çağrısında bulundu. 

Demokrasi İçin Birlik’ten yapılan yazılı açıklamada, “128 milyar dolar nerede sorusunu yanıtlayamayan tek adam rejimi, toplumun eğitim, sağlık, beslenme, barınma ihtiyaçları için kullanılacak milyarlarca dolarını saray beslemelerine, ayrıcalıklı kesimlere aktarıldığı gerçeğini saklayamıyor. Ne muhalefete saldırarak, ne parti binalarına asılan pankartları polis zoruyla indirerek, ne de yanlış tarım politikaları yüzünden ambarlarda çürüyen patates, soğanı halka dağıtarak suçunu örtemiyor.  Ortada patates soğanla, muhalefete tehditler yağdırmakla örtülecek bir manzara yok. Bir günde kaybettiğimiz can sayısı resmi rakamlarla 300’e ulaştı. Salgının yayılmasında dünya birincisiyiz.” denildi.

Açıklamada şu ifadeler kullandı: 

“İşsizlik, açlık almış başını gidiyor. Gerçek işsizlik 10 milyonu aştı. 8 milyon hane sosyal yardımlarla geçinmeye çalışıyor. Millet pazardan çürük sebze meyve toplarken, güç bela açlık ücretlerinde iş bulabilirken, kamu kurumlarında yandaşlara üçer dörder maaş veriliyor.  Yaşam haklarına, toprağına, ekmeğine sahip çıkmaya çalışanlar zorbalıkla, hukuksuzlukla bastırılıyor. İnsanlık dışı çalışma şartlarına itiraz eden, sendikalaşmaya çalışan emekçiler patronların eline verilen ahlaksız kod 29 silahıyla tazminatsız işten çıkarılıyor. 2020 yılında Kod 29’la işten çıkarılanların sayısı günde ortalama 491 kişi.

İktidarın dış politikadaki sıkışmışlığı emperyalist güçler tarafından kullanılıyor. Küresel güçlerin oyuncağı haline gelen iktidar, bu politikanın Karadeniz’de ve Akdeniz’de yaratacağı sıcak çatışma risklerini bile kendi bekası için milliyetçiliği tahkim edecek, güçlendirecek bir fırsata dönüştürme hevesinde.

“Aşı tedarik ve dağıtım süreci toplumla şeffaf olarak paylaşılmalı” 

Toplumun ve sağlık çalışanlarının canını ve sağlığını hiçe sayan bu yanlış salgın politikalarıyla, bu akıl almaz vurdumduymazlıkla hepimizin yaşam hakkı çiğneniyor.  Sağlık ve emek örgütlerinin, yerel yönetimlerin ve toplumun diğer örgütlü kesimlerinin aktif bileşeni olduğu bir kurulun salgın yönetiminde söz sahibi olması, salgına karşı mücadelenin başarısı için elzem. En az 14, tercihen 28 günlük bir tam kapanma doğrudan gelir desteğiyle birlikte acilen uygulanmalı. Aşı tedarik ve dağıtım süreci toplumla şeffaf olarak paylaşılmalı. 

İktidarın; sermayenin ve yandaşların çıkarlarından, kendi bekasından başka bir şey düşünmediği açıkken, yaşam hakkımız, sağlık hakkımız başta olmak üzere hak ve özgürlüklerimizi korumak, hatta hayatta kalmak için tek çare demokrasi mücadelesini güçlendirmek.

13 Nisan’da bir basın toplantısıyla çağrıcıları tarafından kamuoyuna duyurulan Büyük Demokrasi Konferansı ya da Özgürlük, Ekmek Adalet Buluşması, seslerimizi ve güçlerimizi birleştirmek için bir zemin sağlayacak. Konferansın çağrıcıları demokrasi mücadelesinde emek vermiş, öne çıkmış isimler. Demokratik mücadele alanında çok sayıda kurum, platform ve kuruluşun hazırlık sürecine katıldığı Konferansın geniş bir katılımla yapılması bekleniyor.

Demokrasi için Birlik’in de bileşeni olduğu Ekmek, Özgürlük ve Adalet Buluşması’nın amacı ülkenin her yerinde iktidarın baskılarına rağmen susmayan, itiraz etmekten vazgeçmeyen irili ufaklı tüm hak örgütlerinin, direniş ve mücadele dinamiklerinin buluşabileceği bir zemin yaratmak. Tek tek seslerin, birlikte daha güçlü bir şekilde duyulmasını sağlamak. Ülkenin geleceğinde bizim de sözümüz var, diyenler bu konferanstan nasıl bir ülkede yaşamak istediğimize dair ortak taleplerini içeren bir programla çıkacak.

Şimdiden umut ve heyecan uyandıran konferans, güçlü ve katılımcı bir hazırlık süreciyle Türkiye’nin her yanında bir demokratik eylem ve etkinliklerle örüldüğünde, topluma umut verecek bir demokrasi rüzgârı estirecek. İktidarın baskılarına, sokakta ve medyada kurulan gerici baskıcı hegemonyaya karşı demokrasi güçlerinin söyleminin ağırlık ve yaygınlık kazanması sağlanacak.

Demokrasi güçlerinin birliğini ve halkın yakıcı sorunlarına dayanan bir seçeneği hayata geçirebilmek için her alanda mücadele eden bütün hak örgütlerini ve demokrasi güçlerini hazırlık sürecine katılmaya çağırıyoruz.”