Kılıçdaroğlu: Darbelere karşı çıkmak hepimizin ortak görevidir « Barko Türk

4 Mart 2021 - 09:31

Kılıçdaroğlu: Darbelere karşı çıkmak hepimizin ortak görevidir

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Fikri Sağlar’ın açıklamalarına dair, “Gereksiz bir tartışma herhangi bir değerlendirmem de yok. Türkiye’nin gündeminde olmayan bir tartışmayı Türkiye’nin gündemine getirmenin hiçbir mantığı yok.” dedi.


Kılıçdaroğlu: Darbelere karşı çıkmak hepimizin ortak görevidir
Son Güncelleme :

05 Ocak 2021 - 17:00

218 views


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde CHP muhabirleriyle bir araya gelerek, soruları yanıtladı, açıklamalarda bulundu.

Yeni yılın herkese sağlık ve mutluluk getirmesi temennisinde bulunan Kılıçdaroğlu, daha güzel bir Türkiye’de huzur içinde yaşamak istediklerini söyledi.

Her ne kadar yeni yılın ilk günlerinde bazı sert tartışmalar olsa da hiçbir zaman haksızlığı savunmadığını ve haksızlığın yanında durmadığını belirten Kılıçdaroğlu, bir yerde haksızlık varsa orada mutlaka birden fazla mağdur olduğunu dile getirdi.

O mağdurun hakkını korumanın kendilerine düştüğünü aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Çünkü mağdur olan vatandaş sesini çıkardığında ya savcı çağırıyor ya da adeta sosyal medyada linç ediliyor. Bu mağdurların hakkını biz savunacağız. Savunduğumuz zaman bize yönelik çok sayıda haksız eleştiri de geliyor ama vatandaşlarımızın ferasetine güveniyorum. Kim doğruyu söylüyor, kim doğruyu söylemiyor bunu en iyi bilen vatandaşlarımızdır. Farklı partilere oy verebilirler, Türkiye’nin değişik coğrafyalarında yaşayabilirler ama şu bir gerçek siyasette her ortamda doğruları söylemek önemli bir konudur. Siyasetçinin, devleti yönetenlerin samimi olması lazım. Vatandaşları bölmemesi, ayrıştırmaması lazım. Türkiye’nin dünya kadar sorunu var, nereye dokunursanız bir sorun yumağıyla karşı karşıyasınız. İster ekonomiye ister sağlığa ister dış politikaya ister eğitime…

Gerçekten de mutfaklarda yangın var, insanlar perişan. Böyle bir ortamda kısır tartışmaların içine girmek yerine vatandaşların var olan sorunlarını çözmeye siyaset kurumunun odaklanması gerekmez mi? Her sorun için hükümetin önüne çözüm koyduk. Bizim çözümlerimizi eksik bulabilirler ama onlar da bir çözüm koysunlar. Çözemiyorlarsa, çözemeyeceklerini anlıyorlarsa, o zaman ‘biz Türkiye’yi yönetemiyoruz’ demeliler. Bunu söyleyemiyorlar ama Türkiye’yi yönetemedikleri gerçeği ile karşı karşıyayız.”

İktidarın ekonomi politikasına eleştiri

İktidarın ekonomide aldığı kararların taban tabana ters olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, bir dönem geliyor “faizi düşürelim” derken bir dönem “faizi artıralım” denildiğini vurguladı.

İktidarın, ekonomiyi dövizle faiz arasındaki bir eksene oturttuğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin büyümeye ihtiyacı yok mu? Bu ülkenin üretime ihtiyacı yok mu? İstihdam yaratmaya ihtiyacı yok mu? Bunlar unutulan kavramlar.” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, işsizliğin gerçekten can yaktığına işaret ederek, torpili olanın iş bulduğunu, olmayanın isterse KPSS’de 100 puan alsın elendiğini savundu.

Devlet yönetiminde torpil olamayacağına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, “Bütün bunlar 2021’de önümüzdeki sorunlar. 2020’den 2021’e sorunları devraldık. Artık yeter, çözüm üretin. 18 yılda Türkiye, Londra’daki bir avuç tefeciye hizmet eder hale geldi. Bakın bu soruma Erdoğan asla cevap vermiyor, soruyorum Sayın Erdoğan 18 yıldır ülkeyi yönetiyorsun, 19’uncu yıla girdik, nasıl olur da 83 milyon vatandaşı, hangi gerekçeyle Londra’daki bir avuç tefeciye teslim ettin.” ifadelerini kullandı.

“Dünyanın en yüksek faizini ödüyoruz”

Türkiye’nin dünyanın en yüksek faizini ödediğinin altını çizen Kılıçdaroğlu, Almanya’nın ise negatif faizle borçlandığını anımsattı.

Bütün bunların tartışılması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP olarak 2021’de de Türkiye’nin bütün sorunlarına çözüm üretmeye devam edeceklerini bildirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

“Vatandaşlarımız şundan emin olsun, Türkiye’nin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Sorunu çözecek insanın kimliği önemlidir. Sorunu çözecek insan halk gibi yaşamalıdır. Sorunu çözecek insan işsizliğe odaklanmalıdır. Sorunu çözecek insan ‘adalet, adalet, adalet’ diyecektir. İsrafa asla izin vermeyecektir, sorunu çözecek insan 13 uçakla gezmeyecektir. Sorunu çözecek insan 3 bin korumayla gezmeyecektir. Yazıktır, günahtır, israf haramdır. Vatandaşları arasında ayrım yapmayacaktır, sorunu çözecek insan hiç kimseye hiçbir kadına ‘vitrin süsü’ demeyecektir. Kendi insanına hakaret etmeyecektir, sorunu çözecek insan her türlü eleştiriyi saygıyla karşılayacaktır. Demokrasiye inanacaktır, sorunu çözecek insan bu topraklarda yatağa aç giriyorsa o gece uyumayacaktır. Sorunu çözecek insanın nitelikleri budur. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum, bu niteliklere sahip olan insanlara oy veriniz. Bu nitelikleri savunan insanların yanında durunuz. Sorunu sokaktaki vatandaş yaşıyor, derdi de o yaşıyor.

Bunların hiçbirisi yok. Tamamen yapay gündemlerle Türkiye tartışıyor. Sorunu çözecek insanın devlette liyakatin, farklı düşüncelerin ne kadar önemli olduğunu bilmesi gerekir. Biz 2021’de sorunu çözecek insanların siyasette yükselmelerini istiyoruz, vatandaşın onlara destek vermelerini istiyoruz. Vatandaşın da ‘artık yeter’ demesini bekliyoruz. Her alanda ciddi sorunlarımız var. Biz bunları aşmaya kararlıyız, bu ülkenin insanlarıyla beraber aşacağız.”

Soruları yanıtladı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir gazeteyi işaret ederek, “Kimse de lüzumsuz yere buna para verip almasın” şeklindeki sözleri sorulan Kılıçdaroğlu, şu yanıtı verdi:

“Bunu Erdoğan’ın çaresizliği olarak değerlendiriyorum. ‘Gazete almayın, okumayın’ ne demek. Ya da ‘benim söylediğim gazeteleri okuyun, diğerlerini okumayın’ demek ne demek? Düşünceye karşı olmak demek. Farklı düşüncelere tahammül edememek demek. Gazeteler özgürce yayın yaparlar, hükümetin yanında olan gazeteler de var. ‘Niye bu gazeteler kapatılmıyor’ diye aklımızdan hiç geçmedi. Herkes istediği gibi yazar, çizer. Hakaret olmadığı sürece her eleştiriye saygı duymamız lazım. Herkesin bizim düşüncelerimizi paylaşma gibi bir zorunluluğu yoktur. Eleştiri olacak, siyasetçinin en çok ihtiyaç duyduğu şey övgü değil, eleştiridir.”

Eski Genelkurmay Başkanlarından İlker Başbuğ’un 27 Mayıs’la ilgili açıklaması hatırlatılarak, dünden bu yana yaşanan darbe tartışmasına ilişkin düşünceleri sorulan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin 20 Temmuz’dan sonra zaten bir sivil darbenin içinde olduğunu savundu.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Biz hiçbir darbeyi savunmadık. Demokrasinin bu noktaya gelmesinin temelinde de yatan darbeler vardır. Darbelere karşı çıkmak hepimizin ortak görevidir ama biz hem askeri hem sivil darbeye karşıyız. Şu anda Türkiye bir sivil darbenin içindedir. 12 Eylül’de Kenan Evren ve arkadaşları ne yaptılarsa benzerini aynen bunlar da yaptılar. 20 Temmuz’dan sonra 15 Temmuz’u fırsata çevirip OHAL ilan ettiler. OHAL koşullarında anayasa değiştirdiler ve şimdi o darbe süreci aynen devam ediyor. Biz sivil darbeye de karşıyayız. Bugün Erdoğan’ı eleştirme cesaretini kaç kişi gösterebiliyor. Kenan Evren’i eleştirme cesaretini kaç kişi gösterebiliyordu. Kıyasladığınız zaman bu paralelliği görürsünüz. O dönemde de parlamento büyük ölçüde askıya alınmıştı, bugün de büyük ölçüde askıya alınmış göstermelik bir parlamento var. Kıyaslayın, askeri darbeyle sivil darbenin koşut olduğunu, paralel olduğunu görürsünüz. Biz hem sivil hem askeri darbeye karşıyız.”

Boğaziçi Üniversitesinde rektör ataması sonrası protestolar sırasında yaşananlar hatırlatılarak hem atamalara hem de olaylara bakış açısı sorulan Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin bir sivil darbenin içinde olduğunu yineledi.

Kılıçdaroğlu, YÖK’ün 12 Eylül darbe hukukun bir sonucu kurulduğunu ve bugün de varlığını sürdürdüğünü ifade etti.

12 Eylül darbecilerinin yaptığı düzenlemelerinin hala yürürlükte olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, o dönem üniversitelere rektör nasıl atanıyorsa bugün de aynı yöntemlerle atandığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, “Erdoğan istediğini rektör olarak atayabiliyor. Tek koşulu var, partili olması lazım. Erdoğan’ın yanında durması onu alkışlaması lazım. Bilimsel özerkliğe hiç önem vermemesi lazım. Sadece görevi Erdoğan’ı ve arkadaşlarını alkışlamak. Bu niteliklere sahip olan kişiler rahatlıkla üniversitelere rektör olarak atanabilir.” şeklinde konuştu.

Akademik özerkliğin çok önemli olduğuna vurgu yapan Kılıçdaroğlu, bilim üretilen yerlerde akademik özerklik olması ve her türlü düşüncenin özgürce tartışılması gerektiğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, akademik özerklik için “bilimsel özerklik”, “yönetsel” ve “mali özerkliğin” olması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, “Darbe döneminin, 20 Temmuz darbesinin bundan daha güzel fotoğrafı olabilir mi? Üniversitenin kapısına kelepçe vuruyorsunuz. Erdoğan, ’20 Temmuz darbesi yoktur’ diyecektir ama onunla her yerde ve her ortamda tartışmaya hazırım. Tabii cesaret edebilirse.” ifadelerini kullandı.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in, rektör atamasına ilişkin, “bir kişinin siyasi kimliğinin olması suç değildir” demesini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, “Erdoğan ilk iktidara geldiğinde rektörler nasıl seçiliyordu? Üniversiteler seçiyordu, 3 aday belirliyordu, gönderiliyordu Cumhurbaşkanı bunlardan birini seçiyordu. Ne oldu 20 Temmuz’dan sonra, seçim kaldırıldı, bir kişi yetkili kılındı, o kişi üniversiteye rektör atıyor. 12 Eylül darbesiyle, 20 Temmuz darbesi arasında hiçbir fark yok, yaptıkları bu.” cevabını verdi.

İşçi ve memur emeklilerine yapılan zam

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, işçi ve memur emeklilerine yapılan zam oranlarına ilişkin bir soruyu yanıtlarken Türkiye’nin 18 yılın sonunda bir ekonomik ve sosyal buhranla karşı karşıya olduğunu dile getirdi.

“Türkiye öyle bir noktaya geldi ki borcun faizini ödemek için de borçlanmak zorunda” diyen Kılıçdaroğlu, bu borçların ödenmesini de yine işçinin, memurun, esnafın ve çiftçinin üstleneceğini anlattı.

Kılıçdaroğlu, “AK Parti’nin siyasi tercihi böyle. Geniş kitleler, eğer bu siyasi tercihe karşı çıkıyorlarsa oylarını ve tercihlerini değiştirmek zorundadırlar. Demokrasinin gereği budur. Kendilerini açlığa mahkum eden bir siyasi iktidara destek vermemelidir. Bazen espri yapıyorum arkadaşlara ‘Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu’ diye. TÜİK’e talimat veriliyor ‘sen enflasyonu şöyle açıkla’, o da öyle açıklıyor.” diye konuştu.

TÜİK’in yüzde 14,6 olarak açıkladığı enflasyonun gerçeği yansıtmadığını tekrarlayan Kılıçdaroğlu, Enflasyon Araştırma Grubu tarafından yapılan araştırmada enflasyonun yüzde 36,7 çıktığı bilgisini verdi.

CHP’nin kamuya alım sırasında yapılan sözlü sınava karşı çıkmasına karşın CHP’li bazı belediyelerde de personel alımı sırasında sözlü sınav yapılması sorulan Kılıçdaroğlu, konuyla ilgili bilgisi olmadığını, araştıracağını bildirdi.

“Bana kalsa kesinlikle mülakatı kaldırırım” diyen Kılıçdaroğlu, KPSS’de kim en yüksek puanı almışsa onun atamasının yapılması gerektiğini, gerekirse CHP’li belediyelerde bunun kaldırılması için bir genelge çıkartılabileceğini vurguladı.

Fikri Sağlar’ın açıklamaları

CHP’li Fikri Sağlar’ın açıklamalarının günlerdir konuşulduğu hatırlatılarak, “Fikri Sağlar sizin açıklamalarınız sonrası ‘benden kurtulmaya çalışıyorlar ama gitmeyeceğim’ dedi. Nasıl değerlendirirsiniz bu süreci?” sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, “Gereksiz bir tartışma herhangi bir değerlendirmem de yok. Türkiye’nin gündeminde olmayan bir tartışmayı Türkiye’nin gündemine getirmenin hiçbir mantığı yok.” dedi.

Tarif ettiği sorunları çözecek Cumhurbaşkanı adayının kendisi olup olmadığı yönündeki bir soru üzerine Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Kendimizi bir kişiye kilitlersek en büyük yanlışı yapmış oluruz. O şu anlama geliyor, bir kişi devleti yönetecek. Devlet dediğiniz kurum bir kişiden oluşsa doğru ama devlet dediğiniz kurumun içinde yasama var, yürütme, yargı var, bağımsız kurumlar var… Bu algı yaratılmaya çalışılıyor, tehlikeli bir algı. ‘Bir kişi gelecek bizi kurtaracak.’ 21. yüzyılda ‘biri gelecek bizi kurtaracak’, biz Ortaçağ’da mıyız? Bizi kurtaracak olan akıldır, ahlaktır, bilgidir, erdemdir ve istişaredir. Bir felsefe bizi kurtaracak, bir kişi değil. O felsefeye kimler sahipse birlikte çözülecek bu sorun. Türkiye’nin bu sorunlarının tamamı çözülür. Ben olaya böyle bakıyorum, birlikte çözüm.”

SMA hastası çocuklar için sosyal medyada başlatılan kampanya

SMA hastası çocuklar için sosyal medyada bir kampanya başlatıldığı ve bunun üzerine Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamada bulunduğu hatırlatılarak, iktidarın bu tavrını nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Kılıçdaroğlu, umudun her zaman değerli olduğunu ve umudun önüne para konulamayacağını söyledi.

Paranın umudu desteklemek zorunda olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Acaba karşı çıkanlar kendi çocukları aynı pozisyonda olsa karşı çıkarlar mıydı? Başkalarının çocuğunu kendi çocuğu gibi görmeyen insan devleti sağlıklı yönetemez. O annelerin dramını biliyorlar mı o beyler? Para her şey değil, her şey insan için yapılır. Siz parayı öncelemişseniz, insan ve insanın sorunları ikinci sıraya düşer. Acı olanın ise bunu bir hekimin dillendirmesidir.” ifadelerini kullandı. 

“Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili parti olarak bir çalışmaları olup olmadığı yönündeki soru üzerine Kılıçdaroğlu, bu yönde bir çalışmaları olduğunu bildirdi.

Kılıçdaroğlu, “Ön çalışmaları yapılıyor. Sadece parti içinde değil, parti dışında da bu konuda yetkin insanlar var onların da görüşlerine başvuruyoruz. Sadece biz yapmıyoruz, Gelecek Partisi yaptı ilk, çalışmasını bize de getirdi, Millet İttifakı’nı oluşturan diğer partiler de bu konuda çalışmaları yapıyorlar. Bu çalışmalar belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra belki ittifakı oluşturan partiler bir araya gelip ortak metin çıkarabilirlerse bence Türkiye’nin önüne çok güzel çalışma konulmuş olacak.” dedi.

Demokrat Partinin Millet İttifakı’ndan ayrıldığı yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine de Kılıçdaroğlu, “Hiç endişeniz olmasın, herhangi bir sorun yok. Birileri haber yapıyor. O haberi belki Erdoğan’ı beslemek için yapıyorlar ama o haberlerin hepsi asparagas. Sayın Genel Başkan ile 3 ya da 4 gün önce bir yemekte birlikteydik.” diye konuştu. 

Güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili çalışmada HDP ile bir temas olup olmadığı yönündeki soru üzerine de Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Bütün siyasi partiler bizim için değerlidir. Her siyasi parti bu güçlendirilmiş parlamenter sistemle ilgili bir çalışma yapar gönderirse bütün o siyasi partilere teşekkür ederiz. AK Parti de yapar gönderirse ona da teşekkür ederiz. Biz en başından Kovid-19 ile ilgili bir rapor hazırladık, bütün siyasi partilere gönderdik, AK Parti de bir çalışma yaptı bize gönderdi biz de aldık, baktık yararlandık. Güçlendirilmiş parlamenter sistem Türkiye’nin demokrasisini güçlendirmesi açısından süratle kalkınması ve büyümesi açısından, siyaset kurumunun halka hesap vermesi açısından, yasama, yürütme ve yargı arasında sağlıklı, tutarlı bir dengenin oluşması açısından çok önemli. HDP böyle bir çalışma yapıyor mu bilmiyorum ama böyle bir çalışma yapar bize gönderirse memnun oluruz tabii.” 

“Bu konu üzerine Gelecek Partisi gibi diğer partilerin de katılmasıyla bir güç birliği yapılabilir mi?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Ben Millet İttifakı’nın sözcüsü değilim. Bütün Genel Başkanlar eşit durumda, dolayısıyla bir araya gelir, belli konularda karar veririz. O karar süreci içinde biz konuşmalarımızı, öngörülerimizi öyle sürdürmüş oluruz.” yanıtını verdi. 

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güçlendirilmiş parlamenter sistemden neyi kastettiğimizi önümüzdeki günlerde her partinin genel başkanı kamuoyuyla paylaşacak. Yanlış hatırlamıyorsam Sayın Akşener önümüzdeki ilk Grup Toplantısı’nda bununla ilgili kendi görüşlerini ifade edecek. Sayın Davutoğlu, Millet İttifakı’nın içinde olmamakla beraber onlar da bir çalışma yaptılar kamuoyuyla paylaştılar. Bizim çalışmamızın ana iskeleti büyük ölçüde ortaya çıktı ama ayrıntılar üzerinde duruyoruz. Dolayısıyla güçlendirilmiş parlamenter sistemde hemen oturalım, ertesi gün bunu sonuçlandıralım böyle bir şey yok. Bunun olgunlaşarak gitmesi lazım. Bir ittifak bunun üzerinde çalışacak ve uzlaşacak. Dolayısıyla bizim gösterdiğimiz özeni diğer siyasi partiler de gösteriyor. O çerçevede bakılacak, değerlendirilecek. Zaten belli bir olgunluğa ulaştıktan sonra ittifakı oluşturan genel başkanlar bir araya gelip bunu kamuoyuyla paylaşabilirler. Burada önemli olan niyettir. Bu gidişin, gidiş olmadığını, bu gidişin Türkiye için bir felaket zincirine yol açtığını, pek çok şeyden ödün verdiğimiz, karanlık bir tabloyla karşı karşıya kaldığımızı görüyoruz. Türkiye’yi bu karanlıktan çıkarmanın yolu, parlamentonun güçlü olması. Ama bu eskiye dönelim anlamında değil. Darbe hukukundan arınmış birinci sınıf demokrasinin uygulandığı bir ülke olmak zorunda Türkiye. Bizim arzumuz bu. Herkes düşüncesini özgürce söyleyecek.”

Enflasyon rakamları

Açıklanan enflasyon rakamlarını nasıl değerlendirdiği sorulan Kemal Kılıçdaroğlu, “Enflasyon önümüzdeki süreçte biraz daha artacak. Görünen tablo o. Tüketim eğiliminde de düşüşü bekliyorum.” dedi. 

Elektrik, suya ve gaza yapılan zamların enflasyonu artıracağını belirten Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Gerçek rakamların açıklanmadığı bir ortamda siyasi iktidarın söylemlerine paralel kurumların yaptıkları açıklamalar inandırıcı değil. İster TÜİK olsun, ister başkası. Belli yerlerde, belli günlerde İstatistik Kurumu elemanlarını gönderiyor, belli ayarlanan mağazalarda fiyatlar alınıyor, o fiyatlara göre enflasyon belirleniyor. Pazara gitseler gerçeği görecekler, ama kamu görevlisini pazara değil o mağazalara gönderiyorlar. Ama bunlar aşılacak. 

Merkez Bankasının faizi tekrar artırması, normalde sağlıklı işleyen bir demokraside Erdoğan’ın o koltuktan derhal istifa etmesi gerekirdi. Neden? ‘Faiz düşerse enflasyon düşecekti, yatırımlar artacaktı.’ Tam tersi oldu. O yüzden Merkez Bankası Başkanı’nı bile görevden aldı. Görevden alıyorsun bir süre sonra bunlar tutmuyor, yeni bir kişiyi getiriyorsun oraya o faizleri artırıyor, sen yerinde kalıyorsun. Asıl senin istifa etmen lazım. Eder mi? Edemez, etmez. Kendisini iktidara mahkum hissediyor. İktidardan gitmenin maliyetini kendisi için o çok iyi biliyor. Merkez Bankasının faizi, Londra’daki tefecilerin söylemlerinin Türkiye’de galip geldiğini gösteriyor. Erdoğan, tefecilere mahkum oldu. İşin Türkçesi o.”

“Aşı olacak mısınız” 

Fikri Sağlar için bir disiplin sürecinin işleyip işlemeyeceği ve bu konuda CHP’ye yöneltilen suçlamalara ilişkin soru üzerine Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’ın CHP’yi hedefe koyup eleştirmesini anlıyorum. Gündem yaratamıyor, var olan sorunları çözemiyor. Birilerini düşmanlaştırması lazım, onun için de en kolay düşmanlaştıracağı parti CHP.” dedi. 

Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

“Bu neyi gösteriyor, acizliğini, yönetemediğini gösteriyor. Sorunların altında kaldığını gösteriyor. İstediği kadar saldırsın, niye saldırıyor? Çünkü kendisinden sonra CHP’nin iktidara geldiğini görüyor. Korkuyor Erdoğan, CHP’den korkuyor. Çünkü CHP iktidara geldiğinde devletin nasıl yönetileceğini, sadece 83 milyon değil, bütün dünya görecek. Erdoğan, bunlara tahammül edemiyor, o nedenle CHP’yi eleştiriyor. İstediği kadar eleştirebilir. Zaten gecede büyük bir ihtimal rüyasında en çok beni görüyordur.

Bu bizim partimize zarar vermez. Son 10 yılda en büyük değişimi yaşayan parti CHP’dir. Erdoğan bu değişimden korkuyor, bu değişimi sindiremiyor. CHP bugün gerçek anlamda halkın partisidir. CHP bugün sokaktaki vatandaşın partisidir. Erdoğan’ın dokunamadığı bütün kesimlere CHP dokunuyor. CHP artık 2021’in en güven veren partisidir. Söylediği her söz, yaptığı her eleştiri doğrudur.” 

Kovid-19 aşısı olup olmayacağı yönündeki soruyu da yanıtlayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Aşı gelirse oluruz tabii. Aşıya karşı çıkmak doğru değil. Buna kararı doktorlar verir. Doktorların verdiği karara da hepimizin uyması gerekir.” dedi. 

Kendilerinin Cumhurbaşkanlığı envanterinde 13 uçak olduğunu söylemesine karşın Fuat Oktay’ın envanterde 8 uçak olduğunu açıklaması sorulan Kılıçdaroğlu, “Ben 13 diyordum, 8’miş. 8 uçak iyi yani ne olacak? Birisi Katar Emiri’nin bağışladığı uçak. Devleti bu kadar aciz duruma soktular. Bunu da yaptılar.” açıklamasında bulundu. 

Devlet Bahçeli’nin HDP’nin kapatılması yönündeki çağrısına AK Parti’den bir yanıt gelmemesi sorulan Kılıçdaroğlu, “Bu AK Parti ile MHP arasındaki bir sorun, kendileri oturup konuşsunlar. Bizim görüşümüz, Anayasa’da gayet açık, ‘Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır’ diyor. Anayasa diyor. Kapatılabilir mi? Kapatılabilir. Darbe dönemindeyiz, her şey yapılabilir. Bunlar doğru mu? Hayır. Siyasi partilere her türlü eleştiriyi yapabilirsiniz ama kapatma yoluna giderseniz bu doğru değil.” ifadelerini kullandı. 

Bir soru üzerine Ömer Çelik’in darbe tartışmalarının içine muhalefeti katmasını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Muhalefeti bunun içine katmak acizlik. Darbeci bize hesap soruyor. Darbeyi yapan sensin kardeşim, 20 Temmuz darbesini yapan sensin. Rakamlarla bunu her yerde söyledik. Bugün düşünce özgürlüğü yok, yolsuzluklar soruşturulmuyor. Rüşvet alanın büyükelçi atandığı bir yerde neden söz edeceksiniz siz? Muhalefeti eleştirmek en kolayıdır. Yalnız bir şeye cesaret edemiyorlar, televizyonda karşımıza çıkmaya cesaret edemiyorlar.” dedi. 

Kılıçdaroğlu, bir soru üzerine iktidarları döneminde yatırımcılara “ekonominin kamu görevlisi” olarak bakacaklarını, her ortamda onları koruyacaklarını, katma değeri yüksek ürün üretenlere özel teşvik sağlayacaklarını söyledi. 

Çin’den gelen aşının güvenirliği konusundaki tartışmaların hatırlatılması üzerine Kılıçdaroğlu, aşı konusunda kendisinin bir açıklama yapmasının doğru olmayacağını söyledi.

Bu konuda açıklamayı sağlık çalışanlarının yapması gerektiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, “Çin aşısı veya başka bir aşı, daha mı iyi daha mı kötü? Üretim süreçleri farklı. Bence bunu tartışmak yerine tartışmamız gereken konu şu, kim ne zaman aşı olacak? 5 maskeyi dağıtamayan bir iktidarla karşı karşıyayız. Aşılar geldi, kim olacak aşı? Köydeki ne zaman olacak, şehirdeki ne zaman olacak? Aşıların dağıtımı nasıl olacak? bunları bilmiyoruz. Toplumun önüne bir aşı takvimi koymak zorundalar. Maske takvimi koyamadılar beceremediler, bari bir aşı takvimi koyun. Bu takvime ihtiyacımız var.” diye konuştu.